Nasıl anlatsam nerden başlasam..
Tam 3 yıl önce başladı hikayem.
Bir gün facebookta takılırken bi arkadaşım yazdı.Havadan sudan bir iki konuştuk sonra bu ağzındaki baklayı çıkardı.Neymiş efendim bi arkadaşı beni görmüş de tanışmak istiyormuş da bla bla bla.Kim dedim.Mesut dedi.Baktım profiline,hatırladım sonra yemekhanede beni sapık gibi izleyen,arkadaşıma 'bende bugün bi tuhaflık mı var' diye sorcak kadar kendimden şüphe ettiren,ukala tipli çocuk.
O ara can sıkıntısından sarcak bişey mi arıyordum yoksa macera mı arıyordum bilmiyorum ama tamam tanışalım dedim.Ki çocuk tipim bile değil,bi kere sarışın.Baştan kaybetti yani.
O gün ses soluk çıkmadı Mesuttan.Ulan acaba dalga mı geçtiler naptılar,dünden hevesli gibi de atladın aferin sana da ya bravo valla otur sıfır deyip durdum o gün kendime.
Tamam ya dalga geçtiler neyse okul bi başlasın alırım ben bunun intikamını diyerek facebooku açtım ertesi gün.Baktım mesaj.Mesut'tan.Gözlerim açıldı tabisi hemen.
''Selam,dün Sefa sana bişeyler söylemiş galiba,gerçi ne söylediyse doğrudur ama ne söyledi :))''
Canım benim.Şöyleydi böyleydi derken biz bununla bayaa ilerlettik sohbeti,aa iyiymiş ya falan diyorum ben kendi kendime.Telefon numaramı aldı,mesajlaşıyoruz sabah akşam.O kadar güzel şeyler yazıyor ki.Bi de bitanem,balım,böceğim tarzında sıradan şeyler de değil.Mesela kaymaklı ekmek kadayıfım demişti bi keresinde bana :)) Daha aklıma gelmeyen bir çok şey de dedi hoşuma giden.
Daha o zamandan başlamıştı benim her sene yaz okuluna kalma hobim.Hobi derken yanlış anlamayın zevkimden değil mecburiyetten kalıyorum.Mesut da biliyor yaz okuluna geliceğimi.O okuduğum şehirde yaşıyordu,aslen de oralılarmış zaten.Dört gözle yaz okuluna gelmemi bekliyor.
Sonra bir gün Mesut'la kavga ettik.Kavga konusuysa dostum dediğim Buğra'nın resmime yaptığı yorum.Hey allaaaaaamm.Çocuk musun arkadaşım kaç yaşına gelmişsin aş artık böyle salak saçma şeyleri dimi? Ama yok beyfendi büyüttü büyüttü eninde sonunda Buğra mı ben mi? olayına getirdi küçücük sorunu.
Eeeeeeh senle mi uğraşcam seni şunun şurasında bir aydır tanıyorum Buğra'yı ise 7 yıldır.Tabikii onu seçiyorum diyerek olayı sonlandırdım.
O akşam hiç mesaj atmadı.Ertesi gün de.Bir sonraki gün de...Hiç atmadı.Ne inat!
Yalnız bende hiç üzüntü falan yok hatta Buğra'yla dalga geçiyoruz 'mala bak yeaa bizi birbirimize aşık sanmış asdfghjkl' diye.Yemin ederim gram üzüntü yoktu bende ne yalan söliiim şimdi.
Öyle böyle derken yaz okulum başladı ben döndüm yine bu lanet olasıca şehre.İlk hafta güzel güzel derslerime gidiyorum yeni insanlar tanıyorum falan.İkinci hafta hoooooop bir mesaj.Mesut'tan.
''Hazırlan bir saat sonra seni yurdun ordan alıcam,konuşalım.''
Bir yandan alla alla acaba ne konuşcak diye içimden düşünüyorum bir yandan da ''tamam'' diye mesaj attım.
Geldi arabasıyla.Havalı şey.Bu onunla ilk görüşmemiz sayılcak çünkü o yemekhanede her hareketimi sapık gibi izlerken henüz bi tanışıklığımız yoktu.Heyecanlıyım birazcık.Ama kesinlikle Mesut'a karşı içimde aşk meşk yok.Hiç olmamıştı.Sadece muhabbeti güzeldi o kadar.Neyse indi bu arabadan.Azıcık bekletmişim elinle kolundaki saati gösterdi gülerek nerede kaldın ağaç oldum anlamında.Ben de masuscuktan utanmış masum kız numarası yaptım gülüştük falan.Şimdi koyu yazcağım cümleleri süper romantik hatta ultra romantik bi müzik eşliğinde slowmotion olarak hayal edin.
Yavaş yavaş yaklaşıyoruz birbirimize.Heyecan dorukta :P Gözlükleri bir çıkardı aman allahıııııım sana geliyorum! Bir insanın gözleri bu kadar mı güzel olur.Masmavi.Gökyüzü gibi,deniz gibi.Sanırım tam bu sırada ona aşık oldum.
Aşk çok farklı bir şeymiş cidden.Lisede kıytırıktan bi sevgiliye aşığıımmmm,ölüyorum,bitiyorum falan demişim.
Tabi ben gözlerine vurulduğumu belli etmiyorum.Hani kavgalıyız ya! Gayet ciddi duruyorum karşısında.Tutturdu yemeğe gidelim diye.Gelmicem dedikçe ısrar ediyor.Hiç de sevmem ısrarcı insanı.Ama o ısrar etsin diye geçiriyorum içimden.Az değilim.
Sonra birden eğildi önümde,elimi tutup ''ilan-ı aşk ediyorum benimle evlenir misin'' diyor hem gülerek hem bakışlarıyla aklımı,mantığımı delerek.Ya kalksana yolun kenarındayız gelen geçen bize bakıyor dediysem de yerden kaldırmayı başaramadım.Takmış kafaya bi kere o yemeğe çıkılcak.İyi peki dedim.Gittik.Ha unutmuşum arabada kuzeni de vardı,tanıştırdı falan.Yemek de iyiydi 3ümüz gayet güzel anlaştık.
Sonra kuzenine biraz etrafı gezdirelim dedik,Mesut'la yanyana yürürken elimi tuttu,ses çıkarmadım :)
O günden sonra yine mesajlaşmaya başladık.Bu kez aşkımlı maşkımlı.
Her gittiği yeri söylüyor,beni de çağırıyor.Ama gitmiyordum çoğu zaman.Mesaj da atmıyordum.Hep o soruyordu nerede olduğumu,ne yaptığımı.Anca o zaman söylüyordum.Sonra bir gün kahvaltıya gelsene bana dedi.Gittim.Muhabbet ettik falan filan dur dedim facebook a gireyim.Tam girdim aldı elimden mouse u,mesajlarımı açtı.Bana napıyorsuuuun demeye fırsat bırakmadan Buğra'yla olan yazışmalarımıza baktı.Mesajlarda tek bir kötü şey yok ama bizimkisi öyle bir atarlandı ki ürktüm.Bir güzel kavga kıyameti kopardı.Bağırdı,çağırdı,kızdı,kırdı,sonra sustu.Tek kelime çıkmıyor herifin ağzından.Anlatıyorum bak böyle,gereksiz kıskançlık yapıyorsun o benim dostum,aramızda bir şey olamaz dediysem de konuşturamadım çocuğu.
En son ''gideyim mi?'' dedim.
- ''Git.''
Kapıyı çarpıp çıktım.Sonraki 6 ay boyunca tek kelime etmedik onunla.
(6 ay dedim dikkatinizi çekerim.)
To be continued...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Nasılmış?