22 Ağustos 2012 Çarşamba

Ben Geldim Ama Hiç Hoş Gelmedim!



Daha bir hafta önceye kadar bana bitanemli canımlı cicimli konuşan adam 3 gün önce sevgili olaylarına girmiş.Çıldırdım.

Bayram nedeniyle ailemin yanına gitmiştim.İnternet yok tabi dünyadan bihaber kaldım.Dün gece telefonumun internete girdiğini hatırladım.Du bakayım şu facebooka neler olmuş dedim,demez olaydım.
Uzuuuuuuuuunca bir yalnızlık sürecinden sonra hoşlanabildiğim tek erkek olan Mürsel'in profiline girdim.Efendim Ebru adlı bir şıllıkla şakalar,komiklikler,salak saçma şarkı paylaşmalar falan anam dedim noluyor??
Mesaj attım hemen Mürsel'e.
'' Ebru her kimse kıskaaaaaaaanndımmmmmm.''

Aradan 1 saat 7 dk geçtikten sonra cevap geldi.
''Ebru benim kız arkadaşım...''

Gerizekalı.

Boşuna mı hoşlandım yani ben senden?

Bende bir sinir bir sinir,yedim durdum kendimi.

2 gün sonra lanet yaz okulu finallerim olduğundan döndüm gene kürkçü dükkanına.İnternet var ya burda hemen açtım facebooku kızın profiline bakmak için.

Ay boşuna telaş yapmışım yeaaaaaa.Çirkinki bu :))))

Vallahi rahatladım.

Bakınız:İşte o şıllık!

Yorumlara açığız efendim.(çirkin deyin.)

Öptüm :*

12 Ağustos 2012 Pazar

Benim Hikayem Part 1

Nasıl anlatsam nerden başlasam..
Tam 3 yıl önce başladı hikayem.
Bir gün facebookta takılırken bi arkadaşım yazdı.Havadan sudan bir iki konuştuk sonra bu ağzındaki baklayı çıkardı.Neymiş efendim bi arkadaşı beni görmüş de tanışmak istiyormuş da bla bla bla.Kim dedim.Mesut dedi.Baktım profiline,hatırladım sonra yemekhanede beni sapık gibi izleyen,arkadaşıma 'bende bugün bi tuhaflık mı var' diye sorcak kadar kendimden şüphe ettiren,ukala tipli çocuk.
O ara can sıkıntısından sarcak bişey mi arıyordum yoksa macera mı arıyordum bilmiyorum ama tamam tanışalım dedim.Ki çocuk tipim bile değil,bi kere sarışın.Baştan kaybetti yani.
O gün ses soluk çıkmadı Mesuttan.Ulan acaba dalga mı geçtiler naptılar,dünden hevesli gibi de atladın aferin sana da ya bravo valla otur sıfır deyip durdum o gün kendime.
Tamam ya dalga geçtiler neyse okul bi başlasın alırım ben  bunun intikamını diyerek facebooku açtım ertesi gün.Baktım mesaj.Mesut'tan.Gözlerim açıldı tabisi hemen.

''Selam,dün Sefa sana bişeyler söylemiş galiba,gerçi ne söylediyse doğrudur ama ne söyledi :))''

Canım benim.Şöyleydi böyleydi derken biz bununla bayaa ilerlettik sohbeti,aa iyiymiş ya falan diyorum ben kendi kendime.Telefon numaramı aldı,mesajlaşıyoruz sabah akşam.O kadar güzel şeyler yazıyor ki.Bi de bitanem,balım,böceğim tarzında sıradan şeyler de değil.Mesela kaymaklı ekmek  kadayıfım demişti bi keresinde bana :)) Daha aklıma gelmeyen bir çok şey de dedi hoşuma giden.
Daha o zamandan başlamıştı benim her sene yaz okuluna kalma hobim.Hobi derken yanlış anlamayın zevkimden değil mecburiyetten kalıyorum.Mesut da biliyor yaz okuluna geliceğimi.O okuduğum şehirde yaşıyordu,aslen de oralılarmış zaten.Dört gözle yaz okuluna gelmemi bekliyor.

Sonra bir gün Mesut'la kavga ettik.Kavga konusuysa dostum dediğim Buğra'nın resmime yaptığı yorum.Hey allaaaaaamm.Çocuk musun arkadaşım kaç yaşına gelmişsin aş artık böyle salak saçma şeyleri dimi? Ama yok beyfendi büyüttü büyüttü eninde sonunda  Buğra mı ben mi? olayına getirdi küçücük sorunu.
Eeeeeeh senle mi uğraşcam seni şunun şurasında bir aydır tanıyorum Buğra'yı ise 7 yıldır.Tabikii onu seçiyorum diyerek olayı sonlandırdım.

O akşam hiç mesaj atmadı.Ertesi gün de.Bir sonraki gün de...Hiç atmadı.Ne inat!
Yalnız bende hiç üzüntü falan yok hatta Buğra'yla dalga geçiyoruz 'mala bak yeaa bizi birbirimize aşık sanmış asdfghjkl' diye.Yemin ederim gram üzüntü yoktu bende ne yalan söliiim şimdi.

Öyle böyle derken yaz okulum başladı ben döndüm yine bu lanet olasıca şehre.İlk hafta güzel güzel derslerime gidiyorum yeni insanlar tanıyorum falan.İkinci hafta hoooooop bir mesaj.Mesut'tan.

''Hazırlan bir saat sonra seni yurdun ordan alıcam,konuşalım.''

Bir yandan alla alla acaba ne konuşcak diye içimden düşünüyorum bir yandan da ''tamam'' diye mesaj attım.

Geldi arabasıyla.Havalı şey.Bu onunla ilk görüşmemiz sayılcak çünkü o yemekhanede her hareketimi sapık gibi izlerken henüz bi tanışıklığımız yoktu.Heyecanlıyım birazcık.Ama kesinlikle Mesut'a karşı içimde aşk meşk yok.Hiç olmamıştı.Sadece muhabbeti güzeldi o kadar.Neyse indi bu arabadan.Azıcık bekletmişim elinle kolundaki saati gösterdi gülerek nerede kaldın ağaç oldum anlamında.Ben de masuscuktan utanmış masum kız numarası yaptım gülüştük falan.Şimdi koyu yazcağım cümleleri süper romantik hatta ultra romantik bi müzik eşliğinde slowmotion olarak hayal edin.

Yavaş yavaş yaklaşıyoruz birbirimize.Heyecan dorukta :P Gözlükleri bir çıkardı aman allahıııııım sana geliyorum! Bir insanın gözleri bu kadar mı güzel olur.Masmavi.Gökyüzü gibi,deniz gibi.Sanırım tam bu sırada ona aşık oldum.

Aşk çok farklı bir şeymiş cidden.Lisede kıytırıktan bi sevgiliye aşığıımmmm,ölüyorum,bitiyorum falan demişim.

Tabi ben gözlerine vurulduğumu belli etmiyorum.Hani kavgalıyız ya! Gayet ciddi duruyorum karşısında.Tutturdu yemeğe gidelim diye.Gelmicem dedikçe ısrar ediyor.Hiç de sevmem ısrarcı insanı.Ama o ısrar etsin  diye geçiriyorum içimden.Az değilim.
Sonra birden eğildi önümde,elimi tutup ''ilan-ı aşk ediyorum benimle evlenir misin'' diyor hem gülerek hem bakışlarıyla aklımı,mantığımı delerek.Ya kalksana yolun kenarındayız gelen geçen bize bakıyor dediysem de yerden kaldırmayı başaramadım.Takmış kafaya bi kere o yemeğe çıkılcak.İyi peki dedim.Gittik.Ha unutmuşum arabada kuzeni de vardı,tanıştırdı falan.Yemek de iyiydi 3ümüz gayet güzel anlaştık.
Sonra kuzenine biraz etrafı gezdirelim dedik,Mesut'la yanyana yürürken elimi tuttu,ses çıkarmadım :)

O günden sonra yine mesajlaşmaya başladık.Bu kez aşkımlı maşkımlı.
Her gittiği yeri söylüyor,beni de çağırıyor.Ama gitmiyordum çoğu zaman.Mesaj da atmıyordum.Hep o soruyordu nerede olduğumu,ne yaptığımı.Anca o zaman söylüyordum.Sonra bir gün kahvaltıya gelsene bana dedi.Gittim.Muhabbet ettik falan filan dur dedim facebook a gireyim.Tam girdim aldı elimden mouse u,mesajlarımı açtı.Bana napıyorsuuuun demeye fırsat bırakmadan Buğra'yla olan yazışmalarımıza baktı.Mesajlarda tek bir kötü şey yok ama bizimkisi öyle bir atarlandı ki ürktüm.Bir güzel kavga kıyameti kopardı.Bağırdı,çağırdı,kızdı,kırdı,sonra sustu.Tek kelime çıkmıyor herifin ağzından.Anlatıyorum bak böyle,gereksiz kıskançlık yapıyorsun o benim dostum,aramızda bir şey olamaz dediysem de konuşturamadım çocuğu.

En son ''gideyim mi?'' dedim.

- ''Git.''

Kapıyı çarpıp çıktım.Sonraki 6 ay boyunca tek kelime etmedik onunla.

(6 ay dedim dikkatinizi çekerim.)


To be continued...


11 Ağustos 2012 Cumartesi

İyi tanıdığınızı zannettiğiniz insanın aslında bambaşka biri olduğunu gördüğünüzde, yaşadığınız hayal kırıklığının tarifi yok.

Başkasını bilmem ama ben kendimi aldatılmış hissediyorum.Aynı zamanda o kadar şaşırıyorum ki bunca zaman gerçek yüzünü nasıl saklayabilmiş diye.Nasıl da farkına varmamışım  diyerek kendime de kızmayı unutmuyorum tabi.

Ev  arkadaşımdan bahsediyorum.Daha doğrusu eski ev arkadaşımdan.Bir yıl boyunca yediğim içtiğim ayrı gitmeyen,gezmeye,eğlenmeye,alışverişe,konserlere kısacası her yere beraber gittiğim,ne zaman bir derdim olsa ilk ona anlattığım insandan.

Aramızda 2 yaş vardı.Büyük olan taraf bendim.Zaman içinde farkediyorsun ki bir yıl bile insanın düşüncelerini çok fazla değiştiriyor,büyüyorsun,olgunlaşıyorsun.Çoğu zaman farkediyordum düşüncelerimizin ne kadar zıt olduğunu ama bişey demiyordum.Çünkü herkesin düşüncesi kendine,saygı duyarım.Sadece zaman zaman akıl veriyordum şöyle şöyle yapsan daha iyi olur diye.Tabi bunu mantıklı sebeplerle açıklıyordum ki o da her zaman benim dediğimi yapıyordu.
Biz bununla çok iyiyiz,sürekli gülüyoruz böyle sevgi pıtırcığı gibi bişeyiz falan.Günlerden bir gün canı çalışmak istedi hatunun.Normalde sorumsuzun önde gidenidir kendisi.(Bunu her zaman yüzüne söylediğimden burada dedikodusunu yapmış olmuyorum canım.)
Neyse efenim bu bi ayakkabı dükkanında satış sorumlusu olarak başladı işe.Ertesi gün ben Tekirdağ'a gittim ailemin yanına 1 haftalığına.

Dipnot:Şehir dışında okuyorsanız ailenizi ister istemez özlüyorsunuz ve okuduğunuz şehirde hiç geçmeyen vakit ailenizin yanındayken öyle bir geçiyor ki şaşırıp kalıyorsunuz.

Günler geçti gitti çabucak.
Benim de mesaj hakkımın son günü.Mesaj attım ev arkadaşıma pazar günü gelicem,daha da mesaj atamıcam haberin olsun diye.Bindim pazar günü otobüse.Akşam 11 de oradaydım.Eve geldim kimse yok.Alla allaa nerde bu kız diyerek mutfağa girdim,girmez olaydım.Tezgahın üstü leş gibi,bulaşıklar birikmiş,içki şişeleri her bir yerde,sigara falan içilip külü tezgaha atılmış ki ev arkadaşım sigara içmezdi genelde.Ben bildiğin çıldırıyorum nolmuş buraya diye.Hayır mesaj hakkım da yok ki arayıp ağzına sıçayım.Söylene söylene mutfaktan çıkıp salona girdim.O da ne!!! Birisi bütün eşyalarını bizim salona yığmış.Battaniyeler,yastık kılıfları,kitaplar,valizler ooooo bizim eve 3. çıkmış haberim yok.Altı üstü 1 hafta yoktum ulan ben!Ben artık iyice kontrolden çıkmışken telefonum çalmaya başladı.Baktım ev arkadaşımın annesi.Niye arıyor ki şimdi bu kadın beni? Saat de 2 olmuş ben bildiğim bütün küfürleri saydırırken.Açmadım.Aradan 1 saat geçti kadın gene arıyor.Bu arada ev arkadaşım ortada yok hala.Telefon da çalıyor.Açtım.O da kızını merak etmiş sabahtan beri ulaşamıyormuş,senin pazar günü dönceğini söylemişti döndün mü dedi.Evdeyim desem kızını sorcak.Kız ortalıkta yok teyzecim kaçmış gitmiş desem kadının yüreğine incek zaten sesi ağlamaklı..Burda burda uyuyo mışıl mışıl desem ya başına bişey geldiyse dışarda? En güzeli yalan söylemek diyerek şehre daha dönmediğimi söyledim.Kapattık telefonu.Yalnız benim içim içimi yiyor.Az önce tonlarca şey saydığım kızı şimdi deli gibi merak ediyorum.Sinanı aramaya karar verdim kalk arayalım dışarda diye.Tam telefonu elime aldım baktım kapı açıldı.Ben tabi hemen çemkirmeye başladım.Sarıldı hemen ben de çok özledim seni diye.Leş gibi içki kokuyor.Aferin hem bu saatte gel hem de sarhoş oooohh ne ala memleket.Anan da seni okuyo bilsin gurbet ellerde,meraklansın,içi içini yesin oralarda.Kızdım biraz falan sonra anlattı işyerinden arkadaşlarıyla dışarda eğlenmişler,annesinin aradığını görmüş bilerek açmamış telefonu dışarda diye,salondaki eşyalar da esranınmış(yakın arkadaşı)yurttan çıkmış da bizim eve koymuş bi süreliğine bıdı bıdı bıdı.Anlattığı şeylerden tek bir noktaya takıldım.Mutfağın hali ne diye sorduğumda, iş yerinden Umut diye bi çocukla gelmişler de bi gece o zamandan kalmış,fırsat bulamamış toplamaya.

1.si sen daha bir haftadır tanıdığın elin oğlunu neden tutup da eve getiriyorsun?
2.si hadi eve getirdin neden gece kalmasına izin veriyorsun?
3.sü hadi kalmasına izin verdin neden onla içki içiyorsun?

Dikkatli ol dedim sadece,başka bir şey demedim o gün.Bu her gece eve üçte dörtte gelmeye başladı,aynı evin içinde kızın yüzünü göremez oldum.Garip garip giyinmeler,10 santim platformlarla dışarda gezmeler falan noluyoooooo arkadaşım?
Gene sustum Allah için bir şey demedim.Sadece gözlemliyorum falan.Bir gece mesaj geldi. ''Bebeyim mesaiye kaldık,Umut'la gelicez.'
Allahtan mesaj hakkım yok.Ya zaten o çocuğa ayar oluorum tutup niye eve getiriyorsun ki.Saat 2buçuk muydu neydi bunlar geldi.Çocuk gelir gelmez duşa girmesin mi! 

1.si burası babanın evi mi gelir gelmez duş falan?
2.si daha benimle tanışmamışsın bu ne yüzsüzlük?

Benim sinirlerim çabucak fırlamaya meyillidir genelde.Benden beklenileceği üzere benim şarteller attı.Suratım beş karış tek kelime etmiyorum.Çıktı sonunda çocuk duştan.Bi de ev arkadaşıma demesin mi 'şekeriğğğmmm saç kurutma makinesi var mıııııııııııığğğğ?' Ay yemin ederim tiksindim var ya sırf ev arkadaşımın hatrına susuyorum ama ağız burun dalıcam son sevideyim artık.İçki almışlar terasta içceklermiş.Sen de gel diye tutturdu ev arkadaşım gelirim birazdan dedim ama gitmeye niyetim yok.Suratım da asık.Çakıyor sinirlendiğimi ama gıkı çıkmıyor ev arkadaşımın.
Facebookta arkadaşla konuştum da biraz yatıştı sinirlerim.Sohbeti bitirdikten sonra dur dedim bakayım napıyoolar,gittim yanlarına.Muhabbet ettik biraz,ben tabi çocuğu inceden inceden iğneleyen cümleler kuruyorum.O da salağa yattı bir şey demedi.Bi de desin! Yerle bir ederdim o hınçla onu.
Ertesi gün aldım ev arkadaşımı karşıma bak bu çocuğu hiç gözüm tutmadı,sağlam pabuç değil bu,hem sevgilisi var hem sana yavşıo,saf görmüş seni belli aklını başına topla falan filan bi sürü nasihat verdim. 
O zaman ben samimiyetimi azaltayım onunla dedi,senin bilceğin iş ama benim gözüm tutmadı dedim tekrardan.Konu orada kapandı.
Ertesi gece gene geç saatte bir mesaj.
'Umutla gelcez bitanem.'
Kimden olduğunu tahmin edersiniz.Daha bu insana ne söylenebilir ki? O günden sonra kestim tamamen muhabbetimi.Zaten iyi yola doğru gitmiyordu.İnsan gibi akıl veriyoruz doğru yolu gösteriyoruz ama yok hanım kızımızın aklı beş karış havada.
Ne hali varsa görsün!
Ben elimden geleni yaptım,içim rahat.
Geriye dönüp baktığımda sadece ortadaki anılara üzülüyorum.Oysa ki bundan 2 3 ay öncesine kadar o anılar benim için ne kadar da değerliydi.
Yazık.
Söyleyebilceğim tek şey bu.







9 Ağustos 2012 Perşembe

Bugün;

Alarmım 07:10'da çaldı,uyandım.
Sonra 5 dakika daha uyuyayım çeyrekte kalkayım dedim.
Uyandığımda saat 08:16'ydı.
Bu sefer 5 dakika daha uyuyayım demedim.
Kalktım,duş aldım.
Uzun zamandır ayva göbeğimden ötürü giymeye cesaret edemediğim dar tuniğimle taytımı giymeye karar verdim.
Korsemi takmayı da unutmadım.
Giyindim,makyaj yaptım.
Güzel oldum.
Sonra kütüphaneye gittim.
Yeri gelmişken ben kütüphanede çalışıyorum.
Kütüphanede normal olan 3 saatimi çalıştım,eksik olan 1 saatimi tamamladım,üstüne yarım saat fazladan çalıştım.
Sonra derse gittim.
Hocaya bakıyordum nasıl olduysa uyumuşum.
Tabi çabuk uyandım çünkü hocanın ufak çaplı bando takımı yutmuşcasına çıkan sesine uyanmamak elde değil.
Ders boyunca hoca bana baktı.
Dediği tek kelimeyi anlamadığım halde kafamla her söylediğini onaylamak zorunda kaldım.
Ders bitti eve geldim.
Biraz nette takıldım.
Arkadaşıma gitcektim vazgeçtim.
Sonra onu çok özlediğimi farkettim.
O...


Aklıma her geldiğinde canımın acıdığını farkediyorum.
Gerizekalı mıyım neyim?

Çok sinirlendim bak şimdi kendime.
Ay müsait bir yerde öleyim lütfen.
Yakışıklı bile değil ki.
Ama yanında çok gülüyordum.

Ama gözleri çok güzel.
Ama onun yanındayken kendimi farklı hissediyorum.


Ama onun yeni bi sevgilisi var.
Buna rağmen bana mesaj atıp duruyor.
Piç.
Gene sinir oldum.
En güzeli düşünmemek.
Film izliyeyim bari.

8 Ağustos 2012 Çarşamba




Toniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiight,
We are young.
So let's set the world on fire!
We can burn brighter than the sun :)


Kim mi söylüyor?
Bakınız: İşte tam da burda!

5 Ağustos 2012 Pazar



Aşk yaralar.
Aşk şarkılar söyler.
Aşk gerçekleri görmeyi engeller.
Aşk insanı aptala çevirir.
Aşk bazen o kadar acıtır ki…


Kim mi söylüyor?
Bakınız: İşte tam da burda!

2 Ağustos 2012 Perşembe

Eski Sevgiliye Son Mesaj..


Tam unutuyorum diyorum pat senden mesaj geliyor. Sanki aylardır konuşmayan biz değilmişiz gibi ‘napıyorsun’ diyorsun bana. Bende her defasında mal gibi cevap veriyorum ‘takılmaca,sen?. Seviyorum napayım. Seni görmek düşüncesi tüm o aylardaki yokluğunu unutturuyor bana. Ama biliyorum yine birkaç gün takılıp gidiceksin. Yine aylarca haber alamıcam senden. Kendimi kullanılmış gibi hissediyorum biliyor musun. Kendimi kötü hissetmek istemiyorum ama ister istemez berbat hissediyorum. Bana diyorsun ki beni bir kez olsun aramadın bana ne zaman mesaj attın ki… Evet haklısın sana hiç mesaj atmadım çünkü 1 yıldır deli gibi kıskandığım o kızla birliktesin. Bunu bildiğim halde sana mesaj atmamı nasıl beklersin onu da anlamıyorum. Defalarca söyledim ben senin arkadaşın değilim. Hem mesaj atmamış olmam seni hiç düşünmediğim anlamına mı geliyor sende onu da bilmiyorum ama ben bazen sırf seni rüyamda görüp sana olan özlemim beş bin kat arttığı için oturup çocuk gibi ağladığımı biliyorum kaç sabah yatağımda. Biliyorum faydasız biliyorum manasız ama seni seviyorum. Çok isterdim senden nefret ettiğimi ya da sana karşı hissizim demeyi ama durum bu. Her defasında gidiceğini de biliyorum aslında. Yani bile bile lades benimki. Ama yine de o kısacık 3 5 günde dünyanın en mutlu insanı benim. Yanında rahatım yanında huzurluyum aslında hiç güvenilcek biri değilsin ama yanında kendimi güvende hissediyorum. Gülüyorum,eğleniyorum,keyfim yerinde. Sonra bir bakıyorum sen gidiyorsun. Kırılıyorum,canım acıyor,ağlıyorum. Önce sana kızıyorum sonra diyorum ki kendine kız böyle olacağını bal gibi biliyordun. Sonra bir de oturup kendi salaklığıma ağlıyorum. Ben artık seni tamamen unutmak istiyorum. Her defasında seni bulup kaybetmekten fazlasıyla yoruldum çünkü. O yüzden nolur sen de bana yardımcı ol. Kendini bana hatırlatma. Mutlu ol, mutlu olayım. Kendine iyi bak.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Üniversite arkadaşlıkları..


Üniversite arkadaşlıklarımı düşünüyorum da ne kadar kolay harcamışım onları. Geçirilen zamanlar her ne kadar benim için önemli olsa da bir şekilde kolayca çıkarabilmişim hayatımdan. Şaşırıyorum kendime. Geri dönüp bakıyorum acaba hak ettiler mi diye. Cevabım kesinlikle evet! Hoş ben kimsem duyan da Monaco prensesiyim de vakit geçirmeye adam seçiyorum sancak. Değer verilecek birisi miyim tartışılır ama ben hep değer verdim sevdiklerime. Arkadaşlıklar konusunda biraz safım sanırım. Yani üniversiteye gelene kadar kendimi insan sarrafı zannederdim. Çocuk aklı işte… Meğer kurdu kuzu, tilkiyi kedi sanıyormuşum. Mesela üniversitenin ilk 3 yılında bir arkadaşım vardı yediğim içtiğim beraber olan. Öyle ki bu arkadaşlık sürse günün birinde sıçmaya da birlikte gidebilirdik o derece yani. Kısaca ona Sarı diyeyim. Ne yalan söyleyeyim  3 yıl boyunca kızın iyi gününde de kötü gününde de hep yanındaydım. Sesi biraz çıkmazdı, vur kafasına al ekmeğini cinsinden bir şeydi. Hep korudum hep savundum. Ne kadar salakmışım diyorum bazen. Kendimdeki bu huya sinir oluyorum açıkçası. Kız savunamıyorsa bırak savunamasın kendini sana mı düştü milletin davası. Bırak ne yapıyorlarsa yapsınlar. Ama yok illa burnumu sokcam, hemen kabarıcak arkadaşlarını kollayan damarım. Neyse işte biz bununla çok iyiyiz çok hoşuz falan günün birinde bu Sarı’dan öyle bir kazık yedim ki anam anam hala aklıma geldikçe sinirden ağlarım. O zamanlar kimseye güvenme, kimseye anlatma bir şeyini deyip durdum kendime. Bir süre takıldım kendi çapımda. Baktım olacak gibi değil Sarı’yı görmeye tahammülüm bile yok düşündüm taşındım başka yurda geçmeye karar verdim. Önce bunu o yurtta en güvendiğim kişiye söyleyeyim dedim. Yeri gelmişken kendisini çok severim oy benim canım. Aldım karşıma böyle böyle ben gidiyorum diye bir konuştum. Karşımda o kadar yoğun duygular vardı ki hiç ağlayasım yokken bana bir ağlama geldi anlatamam. Sayılıdır zaten böyle anlar hayatımda. Ortada bir şey yokken karşımdakinin duyguları çok baskınsa ağlarım ya da gözlerim dolar. Ben ağlayınca o da ağladı. Azcık ‘gitme ne olur biz sensiz ne yaparız, mahvoluruz, ölürüz, biteriz, dön kararından bak yemeden içmeden kesiliriz sensiz’ falan dese ‘ay canım yeaaa tamam gitmiyorum Sarı sizin köpeğiniz olsun’ deyip boynuna sarılcam. Ama yok. Onun yerine bana dedi ki ‘gitmeni hiç istemem ama kendini kötü hissediyorsan git, nasılsa bizim arkadaşlığımız bozulmayacak.’ Evet söylediği mantıklıydı. Nitekim bozulmadı da arkadaşlığımız maşallahhh. Sonra o sıra ne oldu ne bitti hatırlamıyorum ben gitmekten vazgeçtim. Odada bir gerginlik, sinirli bir hava. Bir de lanet olsun kavga ettiğim insanla uğraşmasını çok severim. Sürekli laf sokarım falan. Gerçi şu an çocukça geliyor da o zamanlar eğlenceliydi. Ben paso laf sokuyorum bir şey dese de kavga çıkartsam diye. Iı ııh kız kıpkırmızı oluyor ama gıkı çıkmıyor. Öööff dedim bundan bana iş çıkmayacak, bıraktım sonra laf sokmayı. Rahatlamıştır herhalde kız.Bir de dilim fena. Sevmiyorum bu özelliğimi ama napayım Allah da beni böyle yaratmış. Sarı ile olan en son muhabbetim helallik isteme mevzusuydu. Yüzsüz yahu gelmiş benden helallik istiyor. Neymiş birlikte geçen yıllar hatrına hakkımı ona helal edebilir miymişim. Bak sen çok kurnaz gördüm seni. Kuzu görünümlü çakal seni. Ona attığım mesaj aynen şu ‘ üç yıl boyunca sana tek bir hakkım geçmiş olsa dahi o hakkı sana helal etmiyorum Sarı.’ Mesajın sonuna nokta da koydum ki etkisi daha fazla olsun  :p  Tabii ki o mesajdan sonra hiçbir şey diyemedi, diyemez. Yine de onun için iyi bir hayat diliyorum, umarım mutlu olur. Sonuçta ortada güzel anılar da var…