22 Ağustos 2012 Çarşamba
Ben Geldim Ama Hiç Hoş Gelmedim!
Daha bir hafta önceye kadar bana bitanemli canımlı cicimli konuşan adam 3 gün önce sevgili olaylarına girmiş.Çıldırdım.
Bayram nedeniyle ailemin yanına gitmiştim.İnternet yok tabi dünyadan bihaber kaldım.Dün gece telefonumun internete girdiğini hatırladım.Du bakayım şu facebooka neler olmuş dedim,demez olaydım.
Uzuuuuuuuuunca bir yalnızlık sürecinden sonra hoşlanabildiğim tek erkek olan Mürsel'in profiline girdim.Efendim Ebru adlı bir şıllıkla şakalar,komiklikler,salak saçma şarkı paylaşmalar falan anam dedim noluyor??
Mesaj attım hemen Mürsel'e.
'' Ebru her kimse kıskaaaaaaaanndımmmmmm.''
Aradan 1 saat 7 dk geçtikten sonra cevap geldi.
''Ebru benim kız arkadaşım...''
Gerizekalı.
Boşuna mı hoşlandım yani ben senden?
Bende bir sinir bir sinir,yedim durdum kendimi.
2 gün sonra lanet yaz okulu finallerim olduğundan döndüm gene kürkçü dükkanına.İnternet var ya burda hemen açtım facebooku kızın profiline bakmak için.
Ay boşuna telaş yapmışım yeaaaaaa.Çirkinki bu :))))
Vallahi rahatladım.
Bakınız:İşte o şıllık!
Yorumlara açığız efendim.(çirkin deyin.)
Öptüm :*
12 Ağustos 2012 Pazar
Benim Hikayem Part 1
Nasıl anlatsam nerden başlasam..
Tam 3 yıl önce başladı hikayem.
Bir gün facebookta takılırken bi arkadaşım yazdı.Havadan sudan bir iki konuştuk sonra bu ağzındaki baklayı çıkardı.Neymiş efendim bi arkadaşı beni görmüş de tanışmak istiyormuş da bla bla bla.Kim dedim.Mesut dedi.Baktım profiline,hatırladım sonra yemekhanede beni sapık gibi izleyen,arkadaşıma 'bende bugün bi tuhaflık mı var' diye sorcak kadar kendimden şüphe ettiren,ukala tipli çocuk.
O ara can sıkıntısından sarcak bişey mi arıyordum yoksa macera mı arıyordum bilmiyorum ama tamam tanışalım dedim.Ki çocuk tipim bile değil,bi kere sarışın.Baştan kaybetti yani.
O gün ses soluk çıkmadı Mesuttan.Ulan acaba dalga mı geçtiler naptılar,dünden hevesli gibi de atladın aferin sana da ya bravo valla otur sıfır deyip durdum o gün kendime.
Tamam ya dalga geçtiler neyse okul bi başlasın alırım ben bunun intikamını diyerek facebooku açtım ertesi gün.Baktım mesaj.Mesut'tan.Gözlerim açıldı tabisi hemen.
''Selam,dün Sefa sana bişeyler söylemiş galiba,gerçi ne söylediyse doğrudur ama ne söyledi :))''
Canım benim.Şöyleydi böyleydi derken biz bununla bayaa ilerlettik sohbeti,aa iyiymiş ya falan diyorum ben kendi kendime.Telefon numaramı aldı,mesajlaşıyoruz sabah akşam.O kadar güzel şeyler yazıyor ki.Bi de bitanem,balım,böceğim tarzında sıradan şeyler de değil.Mesela kaymaklı ekmek kadayıfım demişti bi keresinde bana :)) Daha aklıma gelmeyen bir çok şey de dedi hoşuma giden.
Daha o zamandan başlamıştı benim her sene yaz okuluna kalma hobim.Hobi derken yanlış anlamayın zevkimden değil mecburiyetten kalıyorum.Mesut da biliyor yaz okuluna geliceğimi.O okuduğum şehirde yaşıyordu,aslen de oralılarmış zaten.Dört gözle yaz okuluna gelmemi bekliyor.
Sonra bir gün Mesut'la kavga ettik.Kavga konusuysa dostum dediğim Buğra'nın resmime yaptığı yorum.Hey allaaaaaamm.Çocuk musun arkadaşım kaç yaşına gelmişsin aş artık böyle salak saçma şeyleri dimi? Ama yok beyfendi büyüttü büyüttü eninde sonunda Buğra mı ben mi? olayına getirdi küçücük sorunu.
Eeeeeeh senle mi uğraşcam seni şunun şurasında bir aydır tanıyorum Buğra'yı ise 7 yıldır.Tabikii onu seçiyorum diyerek olayı sonlandırdım.
O akşam hiç mesaj atmadı.Ertesi gün de.Bir sonraki gün de...Hiç atmadı.Ne inat!
Yalnız bende hiç üzüntü falan yok hatta Buğra'yla dalga geçiyoruz 'mala bak yeaa bizi birbirimize aşık sanmış asdfghjkl' diye.Yemin ederim gram üzüntü yoktu bende ne yalan söliiim şimdi.
Öyle böyle derken yaz okulum başladı ben döndüm yine bu lanet olasıca şehre.İlk hafta güzel güzel derslerime gidiyorum yeni insanlar tanıyorum falan.İkinci hafta hoooooop bir mesaj.Mesut'tan.
''Hazırlan bir saat sonra seni yurdun ordan alıcam,konuşalım.''
Bir yandan alla alla acaba ne konuşcak diye içimden düşünüyorum bir yandan da ''tamam'' diye mesaj attım.
Geldi arabasıyla.Havalı şey.Bu onunla ilk görüşmemiz sayılcak çünkü o yemekhanede her hareketimi sapık gibi izlerken henüz bi tanışıklığımız yoktu.Heyecanlıyım birazcık.Ama kesinlikle Mesut'a karşı içimde aşk meşk yok.Hiç olmamıştı.Sadece muhabbeti güzeldi o kadar.Neyse indi bu arabadan.Azıcık bekletmişim elinle kolundaki saati gösterdi gülerek nerede kaldın ağaç oldum anlamında.Ben de masuscuktan utanmış masum kız numarası yaptım gülüştük falan.Şimdi koyu yazcağım cümleleri süper romantik hatta ultra romantik bi müzik eşliğinde slowmotion olarak hayal edin.
Yavaş yavaş yaklaşıyoruz birbirimize.Heyecan dorukta :P Gözlükleri bir çıkardı aman allahıııııım sana geliyorum! Bir insanın gözleri bu kadar mı güzel olur.Masmavi.Gökyüzü gibi,deniz gibi.Sanırım tam bu sırada ona aşık oldum.
Aşk çok farklı bir şeymiş cidden.Lisede kıytırıktan bi sevgiliye aşığıımmmm,ölüyorum,bitiyorum falan demişim.
Tabi ben gözlerine vurulduğumu belli etmiyorum.Hani kavgalıyız ya! Gayet ciddi duruyorum karşısında.Tutturdu yemeğe gidelim diye.Gelmicem dedikçe ısrar ediyor.Hiç de sevmem ısrarcı insanı.Ama o ısrar etsin diye geçiriyorum içimden.Az değilim.
Sonra birden eğildi önümde,elimi tutup ''ilan-ı aşk ediyorum benimle evlenir misin'' diyor hem gülerek hem bakışlarıyla aklımı,mantığımı delerek.Ya kalksana yolun kenarındayız gelen geçen bize bakıyor dediysem de yerden kaldırmayı başaramadım.Takmış kafaya bi kere o yemeğe çıkılcak.İyi peki dedim.Gittik.Ha unutmuşum arabada kuzeni de vardı,tanıştırdı falan.Yemek de iyiydi 3ümüz gayet güzel anlaştık.
Sonra kuzenine biraz etrafı gezdirelim dedik,Mesut'la yanyana yürürken elimi tuttu,ses çıkarmadım :)
O günden sonra yine mesajlaşmaya başladık.Bu kez aşkımlı maşkımlı.
Her gittiği yeri söylüyor,beni de çağırıyor.Ama gitmiyordum çoğu zaman.Mesaj da atmıyordum.Hep o soruyordu nerede olduğumu,ne yaptığımı.Anca o zaman söylüyordum.Sonra bir gün kahvaltıya gelsene bana dedi.Gittim.Muhabbet ettik falan filan dur dedim facebook a gireyim.Tam girdim aldı elimden mouse u,mesajlarımı açtı.Bana napıyorsuuuun demeye fırsat bırakmadan Buğra'yla olan yazışmalarımıza baktı.Mesajlarda tek bir kötü şey yok ama bizimkisi öyle bir atarlandı ki ürktüm.Bir güzel kavga kıyameti kopardı.Bağırdı,çağırdı,kızdı,kırdı,sonra sustu.Tek kelime çıkmıyor herifin ağzından.Anlatıyorum bak böyle,gereksiz kıskançlık yapıyorsun o benim dostum,aramızda bir şey olamaz dediysem de konuşturamadım çocuğu.
En son ''gideyim mi?'' dedim.
- ''Git.''
Kapıyı çarpıp çıktım.Sonraki 6 ay boyunca tek kelime etmedik onunla.
(6 ay dedim dikkatinizi çekerim.)
To be continued...
Tam 3 yıl önce başladı hikayem.
Bir gün facebookta takılırken bi arkadaşım yazdı.Havadan sudan bir iki konuştuk sonra bu ağzındaki baklayı çıkardı.Neymiş efendim bi arkadaşı beni görmüş de tanışmak istiyormuş da bla bla bla.Kim dedim.Mesut dedi.Baktım profiline,hatırladım sonra yemekhanede beni sapık gibi izleyen,arkadaşıma 'bende bugün bi tuhaflık mı var' diye sorcak kadar kendimden şüphe ettiren,ukala tipli çocuk.
O ara can sıkıntısından sarcak bişey mi arıyordum yoksa macera mı arıyordum bilmiyorum ama tamam tanışalım dedim.Ki çocuk tipim bile değil,bi kere sarışın.Baştan kaybetti yani.
O gün ses soluk çıkmadı Mesuttan.Ulan acaba dalga mı geçtiler naptılar,dünden hevesli gibi de atladın aferin sana da ya bravo valla otur sıfır deyip durdum o gün kendime.
Tamam ya dalga geçtiler neyse okul bi başlasın alırım ben bunun intikamını diyerek facebooku açtım ertesi gün.Baktım mesaj.Mesut'tan.Gözlerim açıldı tabisi hemen.
''Selam,dün Sefa sana bişeyler söylemiş galiba,gerçi ne söylediyse doğrudur ama ne söyledi :))''
Canım benim.Şöyleydi böyleydi derken biz bununla bayaa ilerlettik sohbeti,aa iyiymiş ya falan diyorum ben kendi kendime.Telefon numaramı aldı,mesajlaşıyoruz sabah akşam.O kadar güzel şeyler yazıyor ki.Bi de bitanem,balım,böceğim tarzında sıradan şeyler de değil.Mesela kaymaklı ekmek kadayıfım demişti bi keresinde bana :)) Daha aklıma gelmeyen bir çok şey de dedi hoşuma giden.
Daha o zamandan başlamıştı benim her sene yaz okuluna kalma hobim.Hobi derken yanlış anlamayın zevkimden değil mecburiyetten kalıyorum.Mesut da biliyor yaz okuluna geliceğimi.O okuduğum şehirde yaşıyordu,aslen de oralılarmış zaten.Dört gözle yaz okuluna gelmemi bekliyor.
Sonra bir gün Mesut'la kavga ettik.Kavga konusuysa dostum dediğim Buğra'nın resmime yaptığı yorum.Hey allaaaaaamm.Çocuk musun arkadaşım kaç yaşına gelmişsin aş artık böyle salak saçma şeyleri dimi? Ama yok beyfendi büyüttü büyüttü eninde sonunda Buğra mı ben mi? olayına getirdi küçücük sorunu.
Eeeeeeh senle mi uğraşcam seni şunun şurasında bir aydır tanıyorum Buğra'yı ise 7 yıldır.Tabikii onu seçiyorum diyerek olayı sonlandırdım.
O akşam hiç mesaj atmadı.Ertesi gün de.Bir sonraki gün de...Hiç atmadı.Ne inat!
Yalnız bende hiç üzüntü falan yok hatta Buğra'yla dalga geçiyoruz 'mala bak yeaa bizi birbirimize aşık sanmış asdfghjkl' diye.Yemin ederim gram üzüntü yoktu bende ne yalan söliiim şimdi.
Öyle böyle derken yaz okulum başladı ben döndüm yine bu lanet olasıca şehre.İlk hafta güzel güzel derslerime gidiyorum yeni insanlar tanıyorum falan.İkinci hafta hoooooop bir mesaj.Mesut'tan.
''Hazırlan bir saat sonra seni yurdun ordan alıcam,konuşalım.''
Bir yandan alla alla acaba ne konuşcak diye içimden düşünüyorum bir yandan da ''tamam'' diye mesaj attım.
Geldi arabasıyla.Havalı şey.Bu onunla ilk görüşmemiz sayılcak çünkü o yemekhanede her hareketimi sapık gibi izlerken henüz bi tanışıklığımız yoktu.Heyecanlıyım birazcık.Ama kesinlikle Mesut'a karşı içimde aşk meşk yok.Hiç olmamıştı.Sadece muhabbeti güzeldi o kadar.Neyse indi bu arabadan.Azıcık bekletmişim elinle kolundaki saati gösterdi gülerek nerede kaldın ağaç oldum anlamında.Ben de masuscuktan utanmış masum kız numarası yaptım gülüştük falan.Şimdi koyu yazcağım cümleleri süper romantik hatta ultra romantik bi müzik eşliğinde slowmotion olarak hayal edin.
Yavaş yavaş yaklaşıyoruz birbirimize.Heyecan dorukta :P Gözlükleri bir çıkardı aman allahıııııım sana geliyorum! Bir insanın gözleri bu kadar mı güzel olur.Masmavi.Gökyüzü gibi,deniz gibi.Sanırım tam bu sırada ona aşık oldum.
Aşk çok farklı bir şeymiş cidden.Lisede kıytırıktan bi sevgiliye aşığıımmmm,ölüyorum,bitiyorum falan demişim.
Tabi ben gözlerine vurulduğumu belli etmiyorum.Hani kavgalıyız ya! Gayet ciddi duruyorum karşısında.Tutturdu yemeğe gidelim diye.Gelmicem dedikçe ısrar ediyor.Hiç de sevmem ısrarcı insanı.Ama o ısrar etsin diye geçiriyorum içimden.Az değilim.
Sonra birden eğildi önümde,elimi tutup ''ilan-ı aşk ediyorum benimle evlenir misin'' diyor hem gülerek hem bakışlarıyla aklımı,mantığımı delerek.Ya kalksana yolun kenarındayız gelen geçen bize bakıyor dediysem de yerden kaldırmayı başaramadım.Takmış kafaya bi kere o yemeğe çıkılcak.İyi peki dedim.Gittik.Ha unutmuşum arabada kuzeni de vardı,tanıştırdı falan.Yemek de iyiydi 3ümüz gayet güzel anlaştık.
Sonra kuzenine biraz etrafı gezdirelim dedik,Mesut'la yanyana yürürken elimi tuttu,ses çıkarmadım :)
O günden sonra yine mesajlaşmaya başladık.Bu kez aşkımlı maşkımlı.
Her gittiği yeri söylüyor,beni de çağırıyor.Ama gitmiyordum çoğu zaman.Mesaj da atmıyordum.Hep o soruyordu nerede olduğumu,ne yaptığımı.Anca o zaman söylüyordum.Sonra bir gün kahvaltıya gelsene bana dedi.Gittim.Muhabbet ettik falan filan dur dedim facebook a gireyim.Tam girdim aldı elimden mouse u,mesajlarımı açtı.Bana napıyorsuuuun demeye fırsat bırakmadan Buğra'yla olan yazışmalarımıza baktı.Mesajlarda tek bir kötü şey yok ama bizimkisi öyle bir atarlandı ki ürktüm.Bir güzel kavga kıyameti kopardı.Bağırdı,çağırdı,kızdı,kırdı,sonra sustu.Tek kelime çıkmıyor herifin ağzından.Anlatıyorum bak böyle,gereksiz kıskançlık yapıyorsun o benim dostum,aramızda bir şey olamaz dediysem de konuşturamadım çocuğu.
En son ''gideyim mi?'' dedim.
- ''Git.''
Kapıyı çarpıp çıktım.Sonraki 6 ay boyunca tek kelime etmedik onunla.
(6 ay dedim dikkatinizi çekerim.)
To be continued...
11 Ağustos 2012 Cumartesi
İyi tanıdığınızı zannettiğiniz insanın aslında bambaşka biri olduğunu gördüğünüzde, yaşadığınız hayal kırıklığının tarifi yok.
Başkasını bilmem ama ben kendimi aldatılmış
hissediyorum.Aynı zamanda o kadar şaşırıyorum ki bunca zaman gerçek yüzünü
nasıl saklayabilmiş diye.Nasıl da farkına varmamışım diyerek kendime
de kızmayı unutmuyorum tabi.
Ev arkadaşımdan bahsediyorum.Daha doğrusu eski
ev arkadaşımdan.Bir yıl boyunca yediğim içtiğim ayrı
gitmeyen,gezmeye,eğlenmeye,alışverişe,konserlere kısacası her yere beraber
gittiğim,ne zaman bir derdim olsa ilk ona anlattığım insandan.
Aramızda 2 yaş vardı.Büyük olan taraf bendim.Zaman
içinde farkediyorsun ki bir yıl bile insanın düşüncelerini çok fazla
değiştiriyor,büyüyorsun,olgunlaşıyorsun.Çoğu zaman farkediyordum
düşüncelerimizin ne kadar zıt olduğunu ama bişey demiyordum.Çünkü herkesin
düşüncesi kendine,saygı duyarım.Sadece zaman zaman akıl veriyordum şöyle şöyle
yapsan daha iyi olur diye.Tabi bunu mantıklı sebeplerle açıklıyordum ki o da
her zaman benim dediğimi yapıyordu.
Biz bununla çok iyiyiz,sürekli gülüyoruz böyle sevgi
pıtırcığı gibi bişeyiz falan.Günlerden bir gün canı çalışmak istedi
hatunun.Normalde sorumsuzun önde gidenidir kendisi.(Bunu her zaman yüzüne
söylediğimden burada dedikodusunu yapmış olmuyorum canım.)
Neyse efenim bu bi ayakkabı dükkanında satış sorumlusu
olarak başladı işe.Ertesi gün ben Tekirdağ'a gittim ailemin yanına 1
haftalığına.
Dipnot:Şehir dışında okuyorsanız ailenizi ister istemez
özlüyorsunuz ve okuduğunuz şehirde hiç geçmeyen vakit ailenizin yanındayken
öyle bir geçiyor ki şaşırıp kalıyorsunuz.
Günler geçti gitti çabucak.
Benim de mesaj hakkımın son günü.Mesaj attım ev
arkadaşıma pazar günü gelicem,daha da mesaj atamıcam haberin olsun diye.Bindim
pazar günü otobüse.Akşam 11 de oradaydım.Eve geldim kimse yok.Alla allaa nerde
bu kız diyerek mutfağa girdim,girmez olaydım.Tezgahın üstü leş gibi,bulaşıklar
birikmiş,içki şişeleri her bir yerde,sigara falan içilip külü tezgaha atılmış
ki ev arkadaşım sigara içmezdi genelde.Ben bildiğin çıldırıyorum nolmuş buraya
diye.Hayır mesaj hakkım da yok ki arayıp ağzına sıçayım.Söylene söylene
mutfaktan çıkıp salona girdim.O da ne!!! Birisi bütün eşyalarını bizim salona
yığmış.Battaniyeler,yastık kılıfları,kitaplar,valizler ooooo bizim eve 3.
çıkmış haberim yok.Altı üstü 1 hafta yoktum ulan ben!Ben artık iyice kontrolden
çıkmışken telefonum çalmaya başladı.Baktım ev arkadaşımın annesi.Niye arıyor ki
şimdi bu kadın beni? Saat de 2 olmuş ben bildiğim bütün küfürleri
saydırırken.Açmadım.Aradan 1 saat geçti kadın gene arıyor.Bu arada ev arkadaşım
ortada yok hala.Telefon da çalıyor.Açtım.O da kızını merak etmiş sabahtan beri
ulaşamıyormuş,senin pazar günü dönceğini söylemişti döndün mü dedi.Evdeyim
desem kızını sorcak.Kız ortalıkta yok teyzecim kaçmış gitmiş desem kadının
yüreğine incek zaten sesi ağlamaklı..Burda burda uyuyo mışıl mışıl desem ya
başına bişey geldiyse dışarda? En güzeli yalan söylemek diyerek şehre daha
dönmediğimi söyledim.Kapattık telefonu.Yalnız benim içim içimi yiyor.Az önce
tonlarca şey saydığım kızı şimdi deli gibi merak ediyorum.Sinanı aramaya karar
verdim kalk arayalım dışarda diye.Tam telefonu elime aldım baktım kapı
açıldı.Ben tabi hemen çemkirmeye başladım.Sarıldı hemen ben de çok özledim seni
diye.Leş gibi içki kokuyor.Aferin hem bu saatte gel hem de sarhoş oooohh ne ala
memleket.Anan da seni okuyo bilsin gurbet ellerde,meraklansın,içi içini yesin
oralarda.Kızdım biraz falan sonra anlattı işyerinden arkadaşlarıyla dışarda
eğlenmişler,annesinin aradığını görmüş bilerek açmamış telefonu dışarda
diye,salondaki eşyalar da esranınmış(yakın arkadaşı)yurttan çıkmış da bizim eve
koymuş bi süreliğine bıdı bıdı bıdı.Anlattığı şeylerden tek bir noktaya
takıldım.Mutfağın hali ne diye sorduğumda, iş yerinden Umut diye bi çocukla
gelmişler de bi gece o zamandan kalmış,fırsat bulamamış toplamaya.
1.si
sen daha bir haftadır tanıdığın elin oğlunu neden tutup da eve getiriyorsun?
2.si
hadi eve getirdin neden gece kalmasına izin veriyorsun?
3.sü hadi kalmasına izin verdin neden onla içki
içiyorsun?
Dikkatli ol dedim sadece,başka bir şey demedim o
gün.Bu her gece eve üçte dörtte gelmeye başladı,aynı evin içinde kızın yüzünü
göremez oldum.Garip garip giyinmeler,10 santim platformlarla dışarda gezmeler
falan noluyoooooo arkadaşım?
Gene sustum Allah için bir şey demedim.Sadece
gözlemliyorum falan. Bir gece mesaj geldi. ''Bebeyim mesaiye kaldık,Umut'la
gelicez.'
Allahtan mesaj hakkım yok.Ya zaten o çocuğa ayar
oluorum tutup niye eve getiriyorsun ki.Saat 2buçuk muydu neydi bunlar
geldi.Çocuk gelir gelmez duşa girmesin mi!
1.si burası babanın evi mi gelir gelmez duş falan?
2.si daha benimle tanışmamışsın bu ne yüzsüzlük?
Benim sinirlerim çabucak fırlamaya meyillidir
genelde.Benden beklenileceği üzere benim şarteller attı.Suratım beş karış tek
kelime etmiyorum.Çıktı sonunda çocuk duştan.Bi de ev arkadaşıma demesin mi
'şekeriğğğmmm saç kurutma makinesi var mıııııııııııığğğğ?' Ay yemin ederim
tiksindim var ya sırf ev arkadaşımın hatrına susuyorum ama ağız burun dalıcam
son sevideyim artık.İçki almışlar terasta içceklermiş.Sen de gel diye tutturdu
ev arkadaşım gelirim birazdan dedim ama gitmeye niyetim yok.Suratım da
asık.Çakıyor sinirlendiğimi ama gıkı çıkmıyor ev arkadaşımın.
Facebookta arkadaşla konuştum da biraz yatıştı
sinirlerim.Sohbeti bitirdikten sonra dur dedim bakayım napıyoolar,gittim
yanlarına.Muhabbet ettik biraz,ben tabi çocuğu inceden inceden iğneleyen cümleler
kuruyorum.O da salağa yattı bir şey demedi.Bi de desin! Yerle bir ederdim o
hınçla onu.
Ertesi gün aldım ev arkadaşımı karşıma bak bu çocuğu
hiç gözüm tutmadı,sağlam pabuç değil bu,hem sevgilisi var hem sana yavşıo,saf
görmüş seni belli aklını başına topla falan filan bi sürü nasihat verdim.
O zaman ben samimiyetimi azaltayım onunla dedi,senin
bilceğin iş ama benim gözüm tutmadı dedim tekrardan.Konu orada kapandı.
Ertesi gece gene geç saatte bir mesaj.
'Umutla gelcez bitanem.'
Kimden olduğunu tahmin edersiniz.Daha bu insana ne
söylenebilir ki? O günden sonra kestim tamamen muhabbetimi.Zaten iyi yola doğru
gitmiyordu.İnsan gibi akıl veriyoruz doğru yolu gösteriyoruz ama yok hanım
kızımızın aklı beş karış havada.
Ne hali varsa görsün!
Ben elimden geleni yaptım,içim rahat.
Geriye dönüp baktığımda sadece ortadaki
anılara üzülüyorum.Oysa ki bundan 2 3 ay öncesine kadar o anılar benim
için ne kadar da değerliydi.
Yazık.
Söyleyebilceğim tek şey bu.
9 Ağustos 2012 Perşembe
Bugün;
Alarmım 07:10'da çaldı,uyandım.
Sonra 5 dakika daha uyuyayım çeyrekte kalkayım dedim.
Uyandığımda saat 08:16'ydı.
Bu sefer 5 dakika daha uyuyayım demedim.
Kalktım,duş aldım.
Uzun zamandır ayva göbeğimden ötürü giymeye cesaret edemediğim dar tuniğimle taytımı giymeye karar verdim.
Korsemi takmayı da unutmadım.
Giyindim,makyaj yaptım.
Güzel oldum.
Sonra kütüphaneye gittim.
Yeri gelmişken ben kütüphanede çalışıyorum.
Kütüphanede normal olan 3 saatimi çalıştım,eksik olan 1 saatimi tamamladım,üstüne yarım saat fazladan çalıştım.
Sonra derse gittim.
Hocaya bakıyordum nasıl olduysa uyumuşum.
Tabi çabuk uyandım çünkü hocanın ufak çaplı bando takımı yutmuşcasına çıkan sesine uyanmamak elde değil.
Ders boyunca hoca bana baktı.
Dediği tek kelimeyi anlamadığım halde kafamla her söylediğini onaylamak zorunda kaldım.
Ders bitti eve geldim.
Biraz nette takıldım.
Arkadaşıma gitcektim vazgeçtim.
Sonra onu çok özlediğimi farkettim.
O...
Aklıma her geldiğinde canımın acıdığını farkediyorum.
Gerizekalı mıyım neyim?
Çok sinirlendim bak şimdi kendime.
Ay müsait bir yerde öleyim lütfen.
Yakışıklı bile değil ki.
Ama yanında çok gülüyordum.
Ama gözleri çok güzel.
Ama onun yanındayken kendimi farklı hissediyorum.
Ama onun yeni bi sevgilisi var.
Buna rağmen bana mesaj atıp duruyor.
Piç.
Gene sinir oldum.
En güzeli düşünmemek.
Film izliyeyim bari.
Sonra 5 dakika daha uyuyayım çeyrekte kalkayım dedim.
Uyandığımda saat 08:16'ydı.
Bu sefer 5 dakika daha uyuyayım demedim.
Kalktım,duş aldım.
Uzun zamandır ayva göbeğimden ötürü giymeye cesaret edemediğim dar tuniğimle taytımı giymeye karar verdim.
Korsemi takmayı da unutmadım.
Giyindim,makyaj yaptım.
Güzel oldum.
Sonra kütüphaneye gittim.
Yeri gelmişken ben kütüphanede çalışıyorum.
Kütüphanede normal olan 3 saatimi çalıştım,eksik olan 1 saatimi tamamladım,üstüne yarım saat fazladan çalıştım.
Sonra derse gittim.
Hocaya bakıyordum nasıl olduysa uyumuşum.
Tabi çabuk uyandım çünkü hocanın ufak çaplı bando takımı yutmuşcasına çıkan sesine uyanmamak elde değil.
Ders boyunca hoca bana baktı.
Dediği tek kelimeyi anlamadığım halde kafamla her söylediğini onaylamak zorunda kaldım.
Ders bitti eve geldim.
Biraz nette takıldım.
Arkadaşıma gitcektim vazgeçtim.
Sonra onu çok özlediğimi farkettim.
O...
Aklıma her geldiğinde canımın acıdığını farkediyorum.
Gerizekalı mıyım neyim?
Çok sinirlendim bak şimdi kendime.
Ay müsait bir yerde öleyim lütfen.
Yakışıklı bile değil ki.
Ama yanında çok gülüyordum.
Ama gözleri çok güzel.
Ama onun yanındayken kendimi farklı hissediyorum.
Ama onun yeni bi sevgilisi var.
Buna rağmen bana mesaj atıp duruyor.
Piç.
Gene sinir oldum.
En güzeli düşünmemek.
Film izliyeyim bari.
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Toniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiight,
We are young.
So let's set the world on fire!
We can burn brighter than the sun :)
Kim mi söylüyor?
Bakınız: İşte tam da burda!
5 Ağustos 2012 Pazar
Aşk yaralar.
Aşk şarkılar söyler.
Aşk gerçekleri görmeyi engeller.
Aşk insanı aptala çevirir.
Aşk bazen o kadar acıtır ki…
Kim mi söylüyor?
Bakınız: İşte tam da burda!
2 Ağustos 2012 Perşembe
Eski Sevgiliye Son Mesaj..
Tam unutuyorum diyorum pat senden mesaj geliyor. Sanki aylardır
konuşmayan biz değilmişiz gibi ‘napıyorsun’ diyorsun bana. Bende her defasında
mal gibi cevap veriyorum ‘takılmaca,sen?. Seviyorum napayım. Seni görmek
düşüncesi tüm o aylardaki yokluğunu unutturuyor bana. Ama biliyorum yine birkaç
gün takılıp gidiceksin. Yine aylarca haber alamıcam senden. Kendimi kullanılmış
gibi hissediyorum biliyor musun. Kendimi kötü hissetmek istemiyorum ama ister
istemez berbat hissediyorum. Bana diyorsun ki beni bir kez olsun aramadın bana
ne zaman mesaj attın ki… Evet haklısın sana hiç mesaj atmadım çünkü 1 yıldır
deli gibi kıskandığım o kızla birliktesin. Bunu bildiğim halde sana mesaj
atmamı nasıl beklersin onu da anlamıyorum. Defalarca söyledim ben senin
arkadaşın değilim. Hem mesaj atmamış olmam seni hiç düşünmediğim anlamına mı
geliyor sende onu da bilmiyorum ama ben bazen sırf seni rüyamda görüp sana olan
özlemim beş bin kat arttığı için oturup çocuk gibi ağladığımı biliyorum kaç
sabah yatağımda. Biliyorum faydasız biliyorum manasız ama seni seviyorum. Çok
isterdim senden nefret ettiğimi ya da sana karşı hissizim demeyi ama durum bu.
Her defasında gidiceğini de biliyorum aslında. Yani bile bile lades benimki.
Ama yine de o kısacık 3 5 günde dünyanın en mutlu insanı benim. Yanında rahatım
yanında huzurluyum aslında hiç güvenilcek biri değilsin ama yanında kendimi
güvende hissediyorum. Gülüyorum,eğleniyorum,keyfim yerinde. Sonra bir bakıyorum
sen gidiyorsun. Kırılıyorum,canım acıyor,ağlıyorum. Önce sana kızıyorum sonra
diyorum ki kendine kız böyle olacağını bal gibi biliyordun. Sonra bir de oturup
kendi salaklığıma ağlıyorum. Ben artık seni tamamen unutmak istiyorum. Her
defasında seni bulup kaybetmekten fazlasıyla yoruldum çünkü. O yüzden nolur sen
de bana yardımcı ol. Kendini bana hatırlatma. Mutlu ol, mutlu olayım. Kendine
iyi bak.
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Üniversite arkadaşlıkları..
Üniversite arkadaşlıklarımı düşünüyorum da ne kadar kolay
harcamışım onları. Geçirilen zamanlar her ne kadar benim için önemli olsa da
bir şekilde kolayca çıkarabilmişim hayatımdan. Şaşırıyorum kendime. Geri dönüp
bakıyorum acaba hak ettiler mi diye. Cevabım kesinlikle evet! Hoş ben kimsem duyan da Monaco prensesiyim de vakit geçirmeye adam seçiyorum sancak. Değer
verilecek birisi miyim tartışılır ama ben hep değer verdim sevdiklerime.
Arkadaşlıklar konusunda biraz safım sanırım. Yani üniversiteye gelene kadar
kendimi insan sarrafı zannederdim. Çocuk aklı işte… Meğer kurdu kuzu, tilkiyi
kedi sanıyormuşum. Mesela üniversitenin ilk 3 yılında bir arkadaşım vardı
yediğim içtiğim beraber olan. Öyle ki bu arkadaşlık sürse günün birinde sıçmaya
da birlikte gidebilirdik o derece yani. Kısaca ona Sarı diyeyim. Ne yalan
söyleyeyim 3 yıl boyunca kızın iyi
gününde de kötü gününde de hep yanındaydım. Sesi biraz çıkmazdı, vur kafasına
al ekmeğini cinsinden bir şeydi. Hep korudum hep savundum. Ne kadar salakmışım
diyorum bazen. Kendimdeki bu huya sinir oluyorum açıkçası. Kız savunamıyorsa
bırak savunamasın kendini sana mı düştü milletin davası. Bırak ne yapıyorlarsa
yapsınlar. Ama yok illa burnumu sokcam, hemen kabarıcak arkadaşlarını kollayan
damarım. Neyse işte biz bununla çok iyiyiz çok hoşuz falan günün birinde bu
Sarı’dan öyle bir kazık yedim ki anam anam hala aklıma geldikçe sinirden
ağlarım. O zamanlar kimseye güvenme, kimseye anlatma bir şeyini deyip durdum
kendime. Bir süre takıldım kendi çapımda. Baktım olacak gibi değil Sarı’yı
görmeye tahammülüm bile yok düşündüm taşındım başka yurda geçmeye karar verdim.
Önce bunu o yurtta en güvendiğim kişiye söyleyeyim dedim. Yeri gelmişken
kendisini çok severim oy benim canım. Aldım karşıma böyle böyle ben gidiyorum
diye bir konuştum. Karşımda o kadar yoğun duygular vardı ki hiç ağlayasım
yokken bana bir ağlama geldi anlatamam. Sayılıdır zaten böyle anlar hayatımda.
Ortada bir şey yokken karşımdakinin duyguları çok baskınsa ağlarım ya da
gözlerim dolar. Ben ağlayınca o da ağladı. Azcık ‘gitme ne olur biz sensiz ne
yaparız, mahvoluruz, ölürüz, biteriz, dön kararından bak yemeden içmeden
kesiliriz sensiz’ falan dese ‘ay canım yeaaa tamam gitmiyorum Sarı sizin
köpeğiniz olsun’ deyip boynuna sarılcam. Ama yok. Onun yerine bana dedi ki ‘gitmeni
hiç istemem ama kendini kötü hissediyorsan git, nasılsa bizim arkadaşlığımız
bozulmayacak.’ Evet söylediği mantıklıydı. Nitekim bozulmadı da arkadaşlığımız
maşallahhh. Sonra o sıra ne oldu ne bitti hatırlamıyorum ben gitmekten
vazgeçtim. Odada bir gerginlik, sinirli bir hava. Bir de lanet olsun kavga
ettiğim insanla uğraşmasını çok severim. Sürekli laf sokarım falan. Gerçi şu an
çocukça geliyor da o zamanlar eğlenceliydi. Ben paso laf sokuyorum bir şey dese
de kavga çıkartsam diye. Iı ııh kız kıpkırmızı oluyor ama gıkı çıkmıyor. Öööff dedim
bundan bana iş çıkmayacak, bıraktım sonra laf sokmayı. Rahatlamıştır herhalde
kız.Bir de dilim fena.
Sevmiyorum bu özelliğimi ama napayım Allah da beni böyle yaratmış. Sarı ile
olan en son muhabbetim helallik isteme mevzusuydu. Yüzsüz yahu gelmiş benden
helallik istiyor. Neymiş birlikte geçen yıllar hatrına hakkımı ona helal
edebilir miymişim. Bak sen çok kurnaz gördüm seni. Kuzu görünümlü çakal seni.
Ona attığım mesaj aynen şu ‘ üç yıl boyunca sana tek bir hakkım geçmiş olsa
dahi o hakkı sana helal etmiyorum Sarı.’ Mesajın sonuna nokta da koydum ki
etkisi daha fazla olsun :p Tabii ki o mesajdan sonra hiçbir şey
diyemedi, diyemez. Yine de onun için iyi bir hayat diliyorum, umarım mutlu
olur. Sonuçta ortada güzel anılar da var…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)